Kapıkulu Ocakları

Eski Türk devletlerinde hakana bağlı askeri teşkilat. Orta Asya Türk devletlerinde doğrudan hakana bağlı merkezi ordu olup, Büyük Selçuklu Devletinde "gulaman-ı saray" denirdi. Memluk Devletinde de mevcud olan teşkilat, Osmanlı Devletine Türkiye Selçuklularından geçmiştir. Osmanlı sultanının şahsına bağlı kapıkulu ocakları, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar bütün müesseseleri ile teşkilatlanarak muazzam bir askeri güç meydana getirmiştir. Bu sınıfın muharebelerde ve barış zamanında, emniyet tesisinde önemli hizmetleri olmuştur.

Osmanlı Devletinin ordusu, Osman Gazi (1281-1326) devrinde Türk atlı aşiret kuvvetlerine dayanıyordu. Orhan Gazi (1326-1359) devrinde, düzenli bir muvazzaf yaya ve süvari kuvveti kurularak fetihler yaygınlaştırıldı. Abdalan-ı rum, ahiyan-ı rum, bacıyan-ı rum gönüllüleri gazalara katıldıkları gibi, azap, canbaz, cerahor, garip adlarıyla anılan daimi ve seferi kuvvetler de muharebeye iştirak ederlerdi. Fetihlerin Rumeli ve Anadolu'da yaygınlaşmasıyla yaya (piyade) ve müsellem (süvari) teşkilatına ilaveten Sultan Murad-ı Hüdavendigar (1359-1389) devrinde, Selçuklular ve Memluklerde olduğu gibi, daimi ve maaşlı bir yaya ve süvari ordusu kurulmak suretiyle yeniçeri, cebeci ve sipahi denilen kapıkulu ocakları meydana getirildi. Ayrıca, yeniçeri, cebeci, topçu ocakları ve diğer hizmetler için esir ve devşirme Hıristiyan çocuklarının yetiştirildiği acemi ocağı da kuruldu (Bkz. Acemi Ocağı). Daimi ve maaşlı kapıkulu ocaklarının kuruluşuyla ilk muvazzaf kuvvetleri teşkil eden yaya müsellemler, merkezi ordunun geri hizmetlerine verildiler.

Kapıkulu ocakları, piyade ve süvari olmak üzere iki gruba ayrılırdı. Piyade kısmının en önemlisi "yeniçeri ocağı"dır (Bkz.Yeniçeri Ocağı). yüz doksan altı orta ve bölük olan yeniçeri ocağı, Ağa bölükleri, cemaat ve sekban diye üç kısımdan meydana geliyordu. Altmış beşinci cemaat ortası olan sekbanlar otuz dört orta olup, Sultan Murad-ı Hüdavendigar devrinde kuruldu (Bkz. Sekban). Fatih Sultan Mehmed Han (1451-1481) devrinde yeniçeriler içine alınan sekbanlar; piyade ve süvari olmak üzere iki kısımdı. Sekban bölüklerinin en itibarlısı otuz üçüncüsü olup buna, "avcı bölüğü" denirdi. Ağa bölükleri, Sultan İkinci Bayezid (1481-1512) devrinde, yeniçerilerin itaatsizlikleri üzerine, içlerindeki devşirmelerden seçilerek kuruldu. Bunlar altmış bir bölükten meydana geliyordu.

Kapıkullarından cebeci ocağının vazifesi, harp silah ve levazımatını temin edip muhafazasını sağlamak ve cepheye taşımaktı(Bkz. Cebeci Ocağı). Topçu Ocağı, kapıkulunun yaya kısmına dahil olup, top dökmek ve muharebede top kullanmak üzere iki kısımdı. On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda devrin en iyi ateşli silahlarına sahip Osmanlı Türklerinde zaferlerin kazanılmasında topçu ocağının büyük payı olmuştur. Büyük topları seferlerde taşımaları için top arabacıları ocağı kuruldu. Ateşli silahlardan olan humbarayı yapmak ve muharebelerde kullanmak humbaracı ocağının vazifesiydi. Bu ocak, cebeci, tımarlı ve topçu olmak üzere üç kısma ayrılırdı. Muharebe zamanında kuşatılan kaleleri yıkmak için lağım yapmak ve atmak lağımcı ocağının vazifesiydi. (Bkz. Lağımcı Ocağı)

Kapıkulu ocaklarının subayları rütbe sırasıyla; yeniçeri ağası, yeniçeri katibi, ocak kethüdası, turnacıbaşı, başyayabaşı, muhzır ağa ve başçavuş idi. Daha sonra sekban ortalarının katılmasıyla sekbanbaşı, yeniçeri ağasından sonra kapıkulu ocağının ikinci kumandanı oldu. On beşinci yüzyıldan sonra kul kethüdası ile başyayabaşı arasında rütbe olarak turnacıbaşı, saksoncubaşı, zağarcıbaşı, dört ocak hasekisi, on altıncı yüzyılda ise devecibaşı girdi. Ocağın diğer yüksek rütbeli subayları da; başbölükbaşı, kethüdabey ve cemaat bölükbaşılarından ibaretti.

Kapıkulu piyadeleri sulh zamanında, belli günlerde yeniçeri ağasıyla beraber şehrin inzibatını temin için dolaşırlardı. Bundan başka dört yayabaşı (çorbacı), dört bölükbaşı cuma gecesi hariç her gün İstanbul'da kol gezerler ve suçluları cezalandırmak üzere Ağakapısı'na götürürlerdi. Çorbacıların hergün kola çıkmalarına "sıra kolu" denilirdi. İstanbul'un kale kapılarını açıp, kapamak vazifesi kapıkulu piyadelerine aitti.

Kapıkulu süvarileri, İstanbul'da devlet hazinesinden maaş Alan daimi süvari kuvvetleridir. Sultan Murad-ı Hüdavendigar devrinde kuruldu. Önceleri sipah ve silahdar bölüklerinden meydana gelen kapıkulu süvarilerine sonra ulufeciyan-ı yemin (sağ) ve yesar (sol); guraba-i yemin (sağ) ve yesar (sol) ilave edilerek altı bölük olarak teşkilatlandırıldı. Her bölüğün ayrı bölükağası, kethüda, kethüdayeri, katip, kalfa, başçavuş rütbelerinde subayları vardı(Bkz. Kapıkulu Süvarileri).

Hizmetleri dolayısıyla on yedinci yüzyılın sonlarına kadar hayli itibarlı olan süvari bölükleri, Sultan Dördüncü Murad Han (1623-1640) ve Veziriazam Köprülü Mehmed Paşanın devrinde çıkan sipahi isyanları sebebiyle eski itibarlarını kaybettiler. İkinci Mahmud Han (1807-1839) devrinde, 1826 tarihinde yeniçeri ocağı lağv edilince, kapıkulu süvarileri de kaldırıldı ve diğer ocaklar gibi yeni tarzda süvari bölükleri kuruldu.

Üç kıtaya hakim olan Osmanlı Devletinin fetihlerle genişlemesinde büyük hizmeti olan kapıkulu ocağı, devrinde teşkilatlı en muazzam ordu idi. Zamanın ihtiyacına göre takviye ve islah edildi. On dördüncü yüzyılda ok, yay, kılıç, mızrak, topuz, balta, pala, mancınık, zemberek gibi silahları kullanan kapıkulu ocağına, daha sonraki yüzyıllarda tüfek ve top da verildi. İki buçuk yüzyıla yakın bir zaman boyunca devamlı yenilenerek ilerleyip, kuvvetlenen teşkilat sayesinde Osmanlı Devleti, her giriştiği işte muvaffak oldu. Sultanın hassa kuvvetlerini teşkil ettikleri ve daimi surette hakanın yanında bulundukları için itibarları fazlaydı. Kapıkulu ocaklarının maaşları, levazım eşyaları devlet tarafından karşılanıp, terfi ve mükafatlandırmanın yanında, disiplinsizlikleri halinde de çeşitli ceza usulleri tatbik edilirdi.

Sefere giden padişahı kapıkulları ortalarına alıp muhafaza ederler, ona karşı bağlılıklarını gösterirler ve ordunun muvaffakiyetinde büyük hizmetleri geçerdi. Osmanlı sultanları baş kumandan sıfatıyla orduda bulundukça, kapıkulu ocakları, bazı tahrikler dışında, tam bir intizam içinde hareket etmişlerdir. Ancak sultanı başlarında göremeyince, başta yeniçeriler olmak üzere, sürtüşmeleri başladı. On yedinci yüzyılda başlayan disiplinsizlikleri, teşkilata talimsiz yabancıların alınması, asli vazifelerini ihmalleri, ve bazı tahrikler neticesinde intizamsızlık ve kanunsuzlukları arttı. Ufak-tefek ıslah çalışmalarının işe yaramayacağı anlaşılınca, "Vak'a-i Hayriye" ile 1826 yılında, kapıkulu ocakları bütünüyle lağvedildi. Osmanlı ordusu yeni ve modern bir teşkilatla yeniden kuruldu.


02 Mayıs 2014, 22:42
1805 kez okundu

Kapıkulu Ocakları Benzer Başlıklar

nedir-tr nedir sitesinde günlük ve güncel kelimelerin açıklamaları ve anlamı Nedir olarak bulunuyor. ayrıca tüm kelimelerin anlamlamına bakmak için sözlük sayfamızdan bakabilirsiniz

Burun | Burundi | Busayrı | Büyük Selçuklularda divan ve görevleri | Buy Otu (trigonella Foenum-graecum) |